Millî Eğitim Akademisi hazırlık eğitimi, 7 ilde bulunan 12 Akademi Uygulama Merkezi'nde eş zamanlı olarak başladı. İstanbul'daki Sultanahmet Eğitim ve Uygulama Merkezi'nde ilk dersi veren Bakan Tekin, merkezlerdeki öğretmen adaylarına canlı bağlantıyla hitap etti.
Öğretmen adayları, bugün itibarıyla Millî Eğitim Akademisi'nde hazırlık eğitimine başladı. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 12 eğitim merkezinden biri olan Sultanahmet Eğitim ve Uygulama Merkezi'nde öğretmen adaylarının heyecanına ortak oldu.
Bakan Tekin'in vereceği ilk ders öncesinde İl Müftüsü Emrullah Tuncer tarafından dua okundu.
Akademinin ilk dersinde öğretmen adaylarına hitap eden Bakan Tekin, 'Öğretmenlik her şeyden evvel vicdanda kurulan bir ahittir. Bir çocuğun istikbalini kendi istikbali ile birlikte düşünme iradesidir. Henüz dile gelmemiş ihtiyacı sezme dikkati, bir milletin yarınını bir öğrencinin kalbinde ve zihninde emanet bilme şuurudur. Sizler bugün Millî Eğitim Akademisinde hazırlık sürecine adım atıyorsunuz. Aynı anda bu ülkenin evlatlarına doğru yürüyen büyük bir mesuliyetin eşiğine de gelmiş oluyorsunuz.' dedi.
Bakan Tekin, eğitim süreçlerinin millî ve manevî değerler ile medeniyet perspektifi temelinde şekillendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
'Bu mesuliyet bizler açısından hem dinî açıdan hem de sahip olduğumuz engin medeniyet birikimimiz açısından ulvi bir mesuliyet. Bilmeyenlere ilim öğretmek sadakadır; sadakanın en faziletlisi de bir Müslüman'ın ilim öğrenmesi ve başkalarına öğretmesidir. Evet, bir peygamber mesleğine adım atıyorsunuz. Zira kadim geleneğimizde bütün peygamberlerin birer öğretmen olduğunu hepimiz biliyoruz. Peygamber Efendimiz, 'Ben ancak bir muallim, bir öğretmen olarak gönderildim.' buyurmuştur.
Bu ulvi mesuliyet bizim için sadece dinî açıdan değil; aynı zamanda mensubu bulunduğumuz engin medeniyetin tüm uygulamalarında da öğretmenlik, insana hizmet etmek, ilim öğretmek; bu meslek, toplumun inşası ve kadim devlet geleneğinin devamı açısından çok başat bir konuma yerleştirilmiştir. Bunun en somut örneği Cumhurbaşkanı olmasına rağmen 'Başöğretmen' unvanını kullanan ve yeni nesli yetiştirme görevini öğretmenlere atfeden Gazi Mustafa Kemal olmuştur. Onun için ben sizlerin her birini önünde bir eğitim süreci bulunan genç arkadaşlarımız olarak anmaktan ziyade, bugünden maarif hizmetimizin vakarını taşımaya namzet, medeniyet değerlerimizin ilanihaye devamını sağlayacak genç kardeşlerimiz olarak görüyor ve selamlıyorum.
Temennim ve duam odur ki Sultanahmet'in bu derin ve vakur ikliminde başlayan ilk dersimiz burada hazır bulunan ve diğer şubelerimizde bizlere iştirak eden her bir kardeşimiz için hayırlı, bereketli ve ufuk açıcı bir başlangıç olsun. Rabbim zihninize vuzuh, gönlünüze inşirah, meslek hayatınıza ahlak, muhakeme ve sebat nasip eylesin. Milletimizin emanetini layığıyla taşıyacak dirayeti sizlere lütfeylesin. Akademide geçireceğiniz hazırlık sürecini muvaffakiyetle tamamlayarak yarın memleketimizin dört bir yanında sizleri bekleyen pırıl pırıl evlatlarımızla buluşacağınıza; onlara bilgi veren, istikamet kazandıran, şahsiyet inşasına omuz veren öğretmenler olarak aziz milletimize hizmet edeceğinize yürekten inanıyorum.'
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasında bugünkü buluşmayı eğitimin teorik çerçevesinin aktarıldığı bir dersin ötesinde ortak bir sorumluluk bilinci etrafında gönül ve zihinlerin buluştuğu bir istişare zemini olarak değerlendirerek, öğretmenlik mesleğine hazırlık sürecinin planlı, uygulama ağırlıklı ve fikrî ile mesleki açıdan sağlam bir zemine oturtulmasının yalnızca pedagojik bir ihtiyaç değil; maarif nizamı, kültürel süreklilik ve milletin istikbali açısından ertelenemez bir zorunluluk olduğunu belirtti. Saha deneyimlerinin de bu gerekliliği açıkça ortaya koyduğunu, alan bilgisinin ise tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Bakan Tekin; 'Öğretmenlik mesleğine ilk adımını atmak üzere olan siz sevgili kardeşlerim; teorik bilgiyle hayatın akışı arasındaki aralığı tek başına kapatmasını beklemek öğretmenin omuzuna, çocuğun gelişimine ve okulun bütün iklimine aynı anda ağır bir yük bırakıyor. Millî Eğitim Akademisinin mühim ve tarihî tarafı işte bu aralığı ciddiyetle ele alması; mesleğe geçişi bir eşik olmaktan çıkarıp kültürle, uygulamayla, meslek hayatıyla ve okulun gerçek ritmiyle beslenen kuvvetli bir hazırlık düzenine kavuşturmasında tebarüz etmektedir. Hazırlık programımız da bu bakımdan sizleri kültürel kapasitesi güçlü, düşüncesi işlenmiş, kendini dönüştürme kudreti bulunan ve yaptığı işe dönüp yeniden bakabilen bir öğretmen kimliğine hazırlamayı hedeflemektedir.' dedi.
*Hazırlık eğitiminde bütüncül ve uygulama ağırlıklı yaklaşım*
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, hazırlık eğitimi programının kapsamına ve içeriğine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, şu ifadeleri kullandı:
'Hazırlık programını baştan sona geniş ve kuşatıcı bir yaklaşımla kurguladık. Ortak derslerin tertibinde de genç öğretmenlerimizi dar bir alan bilgisine sıkıştırmayan; onları hakkaniyet duygusundan demokrasi kültürüne, aileyle kurulacak irtibattan rehberliğin inceliklerine, eleştirel düşünmeden Türkçenin imkânlarına, kurucu metinlerimizden estetik ve nezaket terbiyesine, kapsayıcılıktan yapay zekâ ve veri temelli değerlendirmeye kadar uzanan zengin bir düşünce ve mesuliyet alanıyla buluşturan geniş bir çerçeve tesis etmeye çaba gösterdik. Buradaki muradımız öğrencisinin özgür muhakeme kudretine alan açan, demokratik bilinci diri tutan ve farklılıkları hakkaniyet içinde okuyabilen bir öğretmenlik anlayışını kuvvetlendirmektir.
Alan derslerinde de aynı dikkati derinleştirmeye çaba sarf ettik. Her bir branşı kendi fikrî altyapısı, yöntem bilinci ve tatbik kudreti içinde ele aldık. Felsefeden uygulamaya uzanan olgun ve bütünlüklü bir hazırlık zemini kurduk. Tarih felsefesinden matematik ve bilim felsefesine, Türkçe düşünmekten sanatçı öğretmenliğe, dijital edebiyattan ahilik kültürüne çok kapsamlı bir çeşitlilikle öğretmenlerimizin kendi sahasına daha derinden nüfuz edebilmesini ve o derinliği sınıfın canlı hakikati içerisinde işleyebilmesini hedefledik. Aynı şekilde eğitim teknolojilerini de bu hazırlığın bir parçası olarak kabul ettik. Onları pedagojik dikkat, etik ilke ve öğretimsel fayda içinde ele alarak siz öğretmenlerimizin çağın imkânlarını yerli yerinde kullanabilmesini gözeten bir yaklaşım benimsedik.
Elbette bütün bunları teorik bir çerçevede bırakmadık; çeşitli ve kapsamlı uygulama imkânları sunduk. Genelde uygulama imkânını yaklaşık 600 saate, doğrudan öğretmenlik uygulamasını ise 480 saate taşıdık ki bu dünyada bugün gelinen noktada öğretmenlik mesleği için olmazsa olmaz kabul edilen ilkelerden bir tanesi. Akademik birikim ile okul tecrübesini aynı zeminde buluşturan bir eğitim kadrosu oluşturduk. Küresel ölçekte de aynı ciddiyetin giderek kuvvet kazandığı aşikar.'
Müfredat değişikliğine de değinen Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitimin daha kapsayıcı bir fikrî zemine kavuştuğunu belirterek, modelin 'Köklerden Geleceğe' yaklaşımı doğrultusunda tecrübeyi çağın ihtiyaçlarıyla buluşturduğunu; bilgiyi beceriyle, beceriyi değerle ve değeri irade ile duyarlılıkla bütünleştiren bir anlayış ortaya koyduğunu ifade etti. Eğitimi, hem ülkenin maddi kalkınmasına katkı sunan stratejik bir alan hem de kültürel varlığı güçlendiren, toplumsal hafızayı canlı tutan ve bireyin kendini tanımasına imkân sağlayan sürekli bir öğrenme süreci olarak değerlendirdiklerini vurguladı.
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, hazırlık sürecinde öğretmen adaylarının metinlerle etkileşim içinde olacaklarını; tartışma, gözlem ve uygulama temelli bir yaklaşımla kendi emeklerini sürekli değerlendireceklerini belirterek, kültür ve sanat derslerinin duyuş dünyasını, alan bilgisinin zihinsel birikimi güçlendireceğini, okul deneyiminin ise öğrenciler ve ailelerle kurulan ilişkinin mahiyetini doğrudan hissettireceğini ifade etti. Teknoloji kullanımının da etik bir dikkatle ele alındığını vurgulayarak, 'Biz sizlerin elinde program taşıyan bir vazife insanı olmanın ilerisinde bir olgunluğa erişmesini arzu ediyoruz. Arzumuz çocuklarımızın iç dünyasını okuyabilen, kendi medeniyet birikimini çağın diliyle konuşturabilen, bilgiyi hikmetle mezcedebilen öğretmenler olarak evlatlarımızın karşısına sizleri çıkarabilmektir. Kuşkusuz o gün geldiğinde burada kazandığınız her kavrayış ve her meslek şuuru memleketimizin dört bir yanında çocuklarımızın dünyasında karşılık bulacaktır. Sizlerden istirhamım akademide geçireceğiniz bu süreye hayatınızın sıradan bir safhası olarak bakmamanızdır. Kendinizi lütfen dikkatle yetiştirin. Kolay olana meyl etmeyin, az okumayla yetinmeyin, hızlı kanaatlerle avunmayın. Birbirinizin tecrübesinden istifade edin. Bu mesleği bir iş gibi değil, bir emanet gibi taşıyın. Her çocuğa emanet gözüyle bakın. Akademide geçireceğiniz bu sürecin her birinizin içinde daha derin bir okuma iştiyakını, daha yüksek bir mesuliyet duygusunu ve daha köklü bir meslek vakarını beslemesini temenni ediyorum.' şeklinde konuştu.
*'Bizim derdimiz okullarımızdaki eğitim öğretimin niteliğini daha da artıracak şekilde dünyadaki bütün gelişmeleri takip edecek şekilde hareket etmek'*
Tekin, Türkiye'de eğitim politikalarının tarihi gelişimine ve mevcut yaklaşıma ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, 'Geçmişten baktığımızda ülkemizde eğitim öğretimde nitelik arttıkça, erişim arttıkça, süre arttıkça bütün politikalarımızda değişiklikler olmuş. Şimdi sizleri sahada arkadaşlarımız çok farklı şekillerde bilgilendirecekler, göreceksiniz. Bizim derdimiz okullarımızdaki eğitim öğretimin niteliğini daha da artıracak şekilde dünyadaki bütün gelişmeleri takip edecek şekilde hareket etmek.' dedi.
Tekin, Millî Eğitim Akademisi'nin üniversitelerin lisans programlarının yerine geçen ya da bu yapıları işlevsiz kılmayı amaçlayan bir girişim olmadığını belirterek, hedeflerinin mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin daha donanımlı yetişmesini sağlamak ve eğitim süreçlerine sundukları katkının niteliğini artıracak bir zemin oluşturmak olduğunu ifade etti. Mesleğe yeni başlayan öğretmenlerle sahada tecrübe sahibi öğretmenler arasında güçlü bir etkileşim zemini oluşturmayı hedeflediklerini belirten Tekin, bu sayede öğretmenlerin katkılarının daha yüksek katma değere dönüşeceği bir eğitim öğretim ortamının birlikte inşa edileceğini aktararak, hayata geçirilen programın kapsamı ve niteliği itibarıyla önemli bir heyecan kaynağı olduğunu dile getirdi.
Tekin, sözlerini şöyle tamamladı:
'Rabbim akademide geçireceğiniz bu hazırlık sürecini her biriniz için, bizler için hayırlı, bereketli ve verimli kılsın. Bu duygularla Millî Eğitim Akademimizin ilk dersinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor; burada bulunan ve çevrim içi ortamda bizlere iştirak eden bütün kıymetli öğretmen adayı arkadaşlarımıza gönülden muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Hepinizi muhabbetle, hürmetle selamlıyorum. Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. Allah hepimizin yardımcısı olsun arkadaşlar. Sizi çok seviyoruz.'
Programa Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, Millî Eğitim Akademisi Başkanı Ali Fuat Arıcı, Strateji Geliştirme Başkanı Ercan Türk ve İstanbul Millî Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür de katıldı.





