Gazetemiz köşe yazarlarından Çağlar Atmaca'nın 'KOPYALA YAPIŞTIR SİYASET' başlıklı köşe yazısı.
Geçmiş dönem siyasi figürleri inceleyince hepsinin ayrı ayrı özellikleri olduğunu, farklı tarzları olduğunu görürüz. Siyaset arenasını bir çiçek bahçesine benzetsek rengarenk bir bahçe izleriz. Bakın eski genel başkanlara Demirel'in fötr şapkası, Ecevit'in mavi gömleği, kasketi, Erbakan'ın güzel Türkçesi ve teşbih sanatı, Türkeş'in ciddiyeti...
Meydanlarda da öyle Demirel hep iddialı ve şakacıyken, Erbakan hep sivri dilli, Ecevit hep toplumsal barışçı şair, Türkeş hep ülkenin bekası için uyarıcı, sert, Turgut Özal hep vaatkar, iletişimci, çok bilmiştir.
Yerele indirgediğimizde de benzer sonuçlar vardır. Alparslan Pehlivanlı yakışıklı, karizmatik ve halay çeker. Sadık Avundukluoğlu hukukçu ve gözü karadır. Ağabey Pehlivanlı ulaşılabilirdir. Cemalettin Akdoğan esnaf ile iç içe, iyi giyimli ve ekipçidir. Mustafa Pekdoğan boylu poslu biraz da agresiftir. Mahir Yılmaz umuttur, herkesi temsil eder. Her biri ayrı bir renktir. Murat Yılmazer toparlayıcı, Hacı Filiz bölgesel bir umuttur. Kemal Albayrak diktir, dilinin kemiği yoktur, Nihat Gökbulut zengindir, zenginlerle yol yürür.
Zengin demişken eski siyaset her yönüyle zengindir. Bir ekip simit peynir yer, diğer ekip bulgur pilavını birlikte kaşıklar. Bir ekip rakı içer, diğer ekip ayrancıdır. Bir ekip türkü dinler halay çeker, diğer ekip sanat musikisinden yanadır. Bir ekip koyu takım elbise tercih eder, diğeri açık renkten yanadır. Kravatlarına kadar simgeseldir ve kimin kimden olduğu yolda yürürken bile bellidir. Yanlış anlamayın bu kadar farka rağmen ayrışmış değildir, iç içedir. Dedik ya bir çiçek bahçesi gibi çeşit çeşit renk renktir.
Eskilerin şapkası, kasketi, dili her şeyi kendisinden bir parçayken, yeni nesil siyasetçilerin aksesuarları, dilleri, tarzları baştan aşağı ajans tasarımıdır, sahtedir, gerçek değildir.
Günümüz dünyasının en büyük sorunlarından biri küreselleşmedir. Yani tek tipleşme. Fast Foodlar, giyim kuşamlar, aynı kitaplar, benzer senaryolu filmler, aynı bilgisayar oyunları, aynı hastalıklar, aynı mimariler...
Aynı, benzer, birebir, tıpkı çağımızın bir hastalığı veya gereği bunu tam bilemiyoruz. Ama küreselleşmeyle karıştırmamamız gereken bir hastalık daha var ki, çok vahim. Kopyala - Yapıştır...
Her şeyin kopyası yapıldı da siyasetçininde kopyası çıktı ya anlamak mümkün değil. Bakın etrafınıza, sizce de siyasetçiler birbirinin kopyası değil mi? Davranışları, stratejileri, paylaşımları, sözleri, vaatleri herşey birilerinden kopya çekilmemiş mi? Mesela Lacivert takıma kırmızı kravat özgüveni simgeler diyor biri, ertesi gün herkes lacivert takım giymiş, kırmızı kravat takmış. Kareli bir ceketin adı kazandıran cekete çıkıyor, o partililer normalde diğer partililerde kareli akımına katılıyor. Sosyal medyalarına bakın siyasetçilerin herkes aynı şeyi yapıyor. Hayırlı Cumalar mesajı, düğün ziyareti paylaşımı, cenaze ziyareti paylaşımı, öyle ki grafikerler bile aynı, tasarımlar bile kopyalanmış.
Bir belediye başkanı halkın arasına karıştığında, kamera kaydı yapıyor ve bunları paylaşmaya başlıyor. Bir bakmışsın aynı tür, aynı davranışlar, aynı samimiyet(!) ile onlarca belediye başkanı sosyal medyada aynı içerikleri paylaşıyor. Biri bir akım başlatıyor, bankı anısı var diye taşıyor bir belediyenin kurumsal hesabı hoş bir şekilde bankı yerine bırak diyor, en az 100 belediye benzer kurguyla paylaşım yapıyor, işi çöp tenekesine kadar indirgiyor. Bir siyasetçinin adı düğün cenaze geziyora çıkmaya görsün; partiler, siyasetçiler düğün-cenaze timi kuruyor, cami cami, salon salon geziyor. İbadet için o kadar cami gezseler yaradan yanlarına alır, cennetten daha büyük ödülüm yok daha fazla sevap biriktirmesinler diye...
Siyasetçiler eskiden ekip lideriydi tarzları, stratejileri, üslupları her şeyi kendine özgüydü. Şimdi her siyasetçi birbirinin aynısı ve maalesef siyasetçilerin birçoğu artık sosyal medya fenomenine, içerik üreticisine dönmüş durumda. maskota dönüşenleri saymıyorum bile… Siyasi varlıklarını şehirde yaptıkları hizmetle değil; takipçi sayısıyla, şiir okudukları, klip çektikleri paylaşımlara gelen beğenilerle ölçmeye başladılar. Bir bakın belediyelerin sosyal medya hesaplarına, bir tane gerçek manada kurumsal hesap bulamazsınız. Hepsi içerik üreticisi gibi paylaşım yapıyor ve reyting savaşı veren tv kanalları gibi birbiriyle yarışıyor.
Kimseyi ima etmiyor, hiçbir belediyeyi kastetmiyorum, hiçbir adayı işaret etmiyorum a'dan z'ye eniğinden cücüğüne hepsini diyorum.
Bu gidişat gidişat değil içerisinde ideolojik bağın, duygusal birlikteliğin, kader birliğinin, yol arkadaşlığının olmadığı hiçbir siyasi akımın ülkeye faydası olmaz. Ve olmuyorda...
Belediyeler, bakanlıklar, valilikler, müdürlükler nereye dönsek çok kuvvetli bir basın birimi (bence sosyal medya birimi) bu birim envanterinde çok kaliteli ekipmanlar, TRT stüdyolarını andıran odaları ve çok yetenekli editörleri bulunuyor. Kâğıdı kalemi verin bir doğal afet ile ilgili bilgilendirme maksatlı kurumsal bir açıklama yaz deyin "değerli takipçilerimiz" diye başlama olasılığı çok yüksek basın birimleri bunlar. İşlerinde çok cevval ancak kurumsallıktan çok uzak kadrolar. Üstelik özgünde değiller ve kopyala yapıştır üreticiler...
Nereye gider bu bilmiyorum ama bir çiçek bahçesinde sizi en rahatsız edecek şeyin bütün çiçeklerin aynı ve tek renk olması olduğunu biliyorum. Hiç zevk vermiyor, aynı tip, kopyala yapıştır özelliklere sahip siyasetçiler bana hiç güven vermiyor. Özgün olmayan, kendisi gibi davranmayan, diğerleri gibi olmaya çalışan hiçbir siyasi bana samimi gelmiyor. Ve artık toplum için de banal geldiği gözüküyor. Bakalım bu trend nereye kadar gidecek ve ne zaman ciddi, duruşu, özgünlüğü olan siyasetçiler daha çok karşılık bulacak görelim...