İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi, 
“Değerli dava arkadaşlarım; 25 Ekim 2017’de bir olay oldu, İYİ Parti kuruldu ve   Türkiye’de bir şeyler değişmeye başladı  Taşıma suyla mı? Hayır. Taşıma seçmenlerle mi? Hayır. Taşıma fikirlerle mi? Kesinlikle hayır. Olan şey şuydu: Bir “sosyoloji”, İYİ Parti’de cisimleşti. Milyonlarca insanın duyguları,  Talepleri ve itirazları, İYİ Parti güneşinin altında ortaklaştı. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; İYİ Parti, Sonucu milletin devleti sokaktan topladığı 15 Temmuz’a giden çıkarları çatışmış, iktidar ve taşeronu FETÖ’ye karşı, Sonucu 10 milyon kaçak sığınmacı olan Amacı bizce malum, hain planlara karşı, çözüm süreci adı altında, milletimizi çözme hayallerine karşı, Cumhuriyetimizi kollamak, Ve Türk milletini korumak için, Kararlılıkla yola çıkmış bir siyasi hareket olarak Kurulmuş ve kendini hissettirmiştir.” 

Balışeyh Belediye Başkanı Hilmi Şen istifa etti Balışeyh Belediye Başkanı Hilmi Şen istifa etti

İYİ Parti’nin sevgisi, Şanlı tarihimizin altın halkaları sayılan Türk büyüklerine, Ve Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu sevgidir. İYİ Parti’nin değerleri, Milletimizin milli ve manevi değerlerin bütünü, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in şahikalarıdır. Ve İYİ Parti’nin töresi, Binlerce yıllık tarihin üzerimize yüklediği sorumluluğun yekunu,  Mustafa Kemal’in banisi olduğu Cumhuriyet’in,  İlelebet payidar olacağı fikridir. Bizi bir araya getiren duygular, Yani 150 yıllık medeniyet kavgamızın arzusu, Türk milletinin yükselme ve gelişme davasıdır. Bu dava da, En mütekamil biçimde
Mustafa Kemal Atatürk’ün sınırlarını çizdiği,  Millet ve ona hedef koyduğu “muasır medeniyetin üstüne çıkmak” hedefidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin,  Atatürk’ün koyduğu büyük hedeflerinden  Bilinçli bir şekilde saptırılması, Adeta, her aşaması planlanarak uzaklaştırılması ise, Yurdun dört bir yanındaki her İYİ Partili’nin İçini kemiren kurttur…”

Ve İYİ Parti’yi kuran bu duygular, Hiç şüphesiz yerli yerindedir, Daha da yoğunlaşmış,  Daha da kökleşmiştir! Bizi bir araya getiren ortak talep ve hedef, Hür, eşit, adil, müreffeh, kalkınmış bir ülke hayalidir. Büyük millet olmanın yüksek şuuruyla, Kimsenin kimseyi ayırmadığı, Kimsenin kimseyi kayırmadığı bir düzende,  Yaşamayı istemektir. Milli kimliğiyle ve milli onuruyla,
Kimsenin göz dikemediği bir vatan  Kimsenin hakkının kimsede kalmadığı, TÜRKÇE bir düzen istemektir. İYİ Parti’yi doğuran talepler, bugün olduğu yerdedir. Şimdi daha gür ve çok daha güçlüdür! Sesimizi birlikte yükselten itirazlarsa, Adalet terazisini kendi gücüne ve cüzdanına bağlayanlara,
Bunu da beka diye pazarlayanlaradır  Derdimiz, Yerlilik masalları anlatanlarla, Toprağımızı, suyumuzu
Ağacımız, ormanımızı Savaş ganimeti görenlerledir. Her şeyi bezirgân gözlüğüyle gören, Ne vatan toprağına, Ne de onun üstünde yaşayan hiçbir canlıya, Bırakın sevgiyi ve merhameti, İçten içe derin bir nefret besleyenlerledir.

Şehirlerimizi betona boğanlarla, O betonları da insanımıza mezar edenlerledir. İtirazımız, Millilik masallarıyla, Türk milletinin özüyle oynayan, Hizmet etmekle yükümlü oldukları Türk milletinden, Kendilerine hizmet etmeye adanmış, Köleler, paryalar, Kalabalıklar yaratmaya çalışanlaradır. Kavgamız, Muhafazakarlık masalları anlatıp, Makamları ve maaşları dışında, Hiçbir şeyi muhafaza etmeyen, Yüzyılların yoğurduğu inancımızı bile, Türk’e olan düşmanlıklarının bir aracına dönüştürenlerledir. Siyasi ikbal ve emelleri için, Kutsal değerleri kullanmaktan çekinmeyenlerledir. Çocuklarımıza robotlar yapmayı öğretmek yerine, Onları robotlaştırmak isteyenlerledir. Bundan da bir an bile utanmayanlara, Hicap ve vicdan azabı duymayanlarladır. İsyanımız, Bu vatanı kurtaran, Büyük bir Cumhuriyet kuranlara, Kin duyanlaradır. Türk milletini ve Türk vatanını, İşgalden ve tecavüzden kurtardıkları için, Onlara sayan, söven, Hakaretler eden, İzlerini, isimlerini ve eserlerini silmeye çalışanlaradır. Yani partimizi doğuran itirazlar, Hala olduğu yerdedir. Hiçbiri azalmamış, Aksine büyümüştür… Ve tüm bu durumların, Duyguların ve itirazların neticesi olarak, Karşısında durduğumuz mesele, Yolsuzluğun, yoksulluğun, Kimliksizleştirmenin Hukuksuzlaştırmanın Köleleştirmenin adeta isim koyulmuş toplamı olan, Tek adam sistemidir! Şahsım devletidir! Bu ucube rejimdir! İşte ben, sizleri temsilen, Sizlerden aldığım güçle ve sizlerle birlikte, Her türlü dayatmaya ve üzerimize oynanan oyunlara rağmen, Haksızlığa, hukuksuzluğa, vurdumduymazlığa, Hırsızlığa, yolsuzluğa, adaletsizliğe, cehalete 21. yüzyılda Türk milletine yakışmayan, Onun değerleriyle bağdaşmayan, Bu ucube nizama BAŞKALDIRIYORUM! Bizleri yetiştirenleri, Millete hizmet yolunda çıktıkları mücadeleye baş koyanları, Yetişmesine gayret sarf ettiğimiz kutlu nesilleri, İstikballeri çalınanları, Emekleri yok sayılanları, Bunlardan bir şey olmaz diye hafife alınanları, Velhasıl üç kuşaktır görmezden gelinenleri, Yeni, kutlu ve büyük bir yolculuk için saflarımıza çağırıyorum. Birlikte başaracağımıza yürekten inanıyorum. Zafer, ümit kaynağının bir çeşmesidir, Zafer, birçok gönüllerin birleşmesidir. Gönülleri birleşenler selam sizlere, Uzaklarda dertleşenler selam sizlere! Değerli dava arkadaşlarım; Haftalardır bu kürsüden, Erdoğan’ın tezgahladığı “Gündem kaçırma oyununu” anlatıyoruz. Bu tezgâhın pazarda kaldığı her günse, Gerçeklerin konuşulmadığı, Asıl sorunların çözülmediği her bir dakika, Milletimiz, daha yoksul bir hayata, Daha adaletsiz bir sisteme, Daha onur zedeleyici olaylara şahit oluyor. Ve bu tezgâhın en popüler ürünü de Malumunuz normalleşme! Hatta öyle ki ”Normalleşme alana, Yeni Anayasa bedava” diye, Vapurda tarak satan işportacılar gibi bağırıp duruyorlar. Gerçeklerin farkındayız… Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Nam-ı diğer, “Tek adamın borazan müdürlüğü” eliyle, Davulla zurnayla ilan edilen şeylerin Neye hizmet ettiğini de bilmekteyiz. Herkes emin olsun ki; Bu rozeti ONURUYLA taşıyanlar, Milletin vekili olduğunu Bir saniye bile unutmayanlardır. Ve bu rozeti ŞEREFİYLE taşıyanların, İmza attığı hiçbir kalemden, Şer ve musibet peydah olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır! Bizim siyasete bakışımız şudur: Nasıl ki hukukta normlar hiyerarşisi varsa, Siyasette de çıkarlar ve vicdanlar hiyerarşisi vardır. Bu hiyerarşinin en tepesinde ise, Milletin ortak çıkarı ve ortak vicdanı yer alır. Bunun dışındaki bütün meseleler de, Onun altında yer alırlar. Devletin varlığı, Millettin varlığı ve istiklaliyle bir bütündür. Müştereken deruhte ettiğimiz devlet görevinin anlamı da, Bu şarta, yani milletle olan ahde tabidir. Bu ahitle de, İki vebali omuzlayacağınıza dair Büyük bir söz vermiş olursunuz. Bir yükünüz, milletin oyunun vebalidir. Bir yükünüz ise, milletin güveninin vebalidir. Ve o taşınan yükler bırakılırsa, O yol artık siyaset yolu değildir. İsmi veya şekli ne olursa olsun, Şahsi ikbal ve istikbal yoludur. Ve tarih maalesef ki, Şahsi emellerini, Müstevlilerin siyasi emelleriyle birleştirenlerle, Bunu da bir şekilde izah etmeye çalışanlarla doludur. İYİ Parti’de, Bin odasında bin fitne mumu yanan, Ve sarayın karanlık dehlizlerinden çıkan Sözde bir siyasete yer yoktur! Bizim siyasetimizde, Tutulacak tek el, Milletimizin nasırlı elleridir, Bakılacak tek göz, Milletimizin şuurlu gözleridir. Bakacağımız tek yüz, Sevdalısı olduğumuz milletimizin yüzüdür. Allah hiçbirimizi, Milletimizin yüzüne bakamayacak Ve onun huzurunda utanacak hale getirmesin. Kıymetli yol ve mücadele arkadaşlarım; İYİ Parti, Her zaman ve her yerde ifade ettiğimiz gibi, Milliyetçi, demokrat ve kalkınmacıdır. Ve bunların ve manaya geldiğini, Bu üçünü birden tek bünyede taşımanın zorluklarını da Gayet iyi biliyoruz. Bu zorluğu bilenler olarak, Erdoğan’ın şahsım devletine, Ucube rejimin doğurduğu sonuçlara, Saray medyasınca, Sürekli olarak tertiplenen, Dünya lideri törenlerine, Devlet adamı tiyatrolarına, Ve sözde Türkiye milleti yaratma deneylerine, Karnımız ziyadesiyle toktur. Vefayı boza sanıp içenlere de, Onlara eşlik eden şıracılara da, Hiç ama hiç ihtiyacımız yoktur. İktidar ve avanelerinin, Tüm toplumu adeta bir cadı kazanında kaynatıp, Bol kepçeyle dağıttığı, O “Uslu çocuk muhalefet” şırasını asla ve kat’a içmeyeceğiz… Bu hikayedeki yol arkadaşlarımız, Sadakatleri, sadece ve sadece Türk milletine olan, İyi ve cesur yüreklerdir. Tek vefamız, milletedir! Tek ahdimiz de milletedir! Duyanlar, duymayanlara söylesin, Çoklar diye korkmayız, Azız diye çekinmeyiz… Çünkü biz iyiler ordusuyuz! Değerli dava arkadaşlarım; Şimdi milletin gündemine dönelim. Garibanın ve yoksulun kaynamayan tenceresine bakalım. Önümüz Kurban Bayramı. Maaşlar malum. Enflasyon ve fiyatlar da malum. TÜİK’in “aman hünkarım” enflasyonu bile %75 artarken, Buğdaya verdikleri fiyat geçen seneye göre sadece %12, Arpaya verdikleri fiyat ise % 3,5 artmış. Geçen yıla oranla mazot % 110, Gübre % 60, Zirai ilaçlar % 70 yükselmiş. 11 liraya mal olan bir kilo buğday 9.250 lira. Sanki zamanında veriyorlarmış gibi Bir de primleri arttırmakla övünüyorlar. Yazıklar olsun size be! Siz çiftçinin idam fermanını vermişsiniz de, Kendinizden haberiniz yok. Peki nasıl olacak? Böyle olamayacağı kesin. Çünkü Türkiye ekonomisi karın özelleştiği, Zararın ise kamulaştığı bir anlayışla yönetiliyor. Yeni ekonomi modeli denen, Ama aslında eski ve köhnemiş bir yönetim anlayışının İzdüşümü olan bu model yüzünden, Merkez Bankası 818 milyar TL zarar etti. Nereye gitti bu paralar? Sanayi yatırımlarına mı? Gençlere teşviğe mi? Yoksa tarımsal desteklere mi? Sarayın kaçak nüfusuna gidenleri saymazsak, Hepsi bir avuç yandaşın cebine gitti. Tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi… Yazıklar olsun size! Kendi milletinden çalıp, Saraya, sarayın avanesine ve sarayın borazanına peşkeş çekenlere yazıklar olsun! Ama milletimiz müsterih olsun. Artık az kaldı… Bu düzen de bu düzenin sahipleri de gidecek! Ve ilk sandıkta gidecek! Çünkü… Bizi bir araya getiren, Bizi yollara düşüren ve, Bizlere bir kutlu mücadele uğrunda, Her gün yeniden şevk ve azim veren, Kardeşlik bağımız, vicdanımızdır! Biz bu büyük mücadeleyi, Zafere ulaştırana kadar durmayacağız! Allah, yar ve yardımcımız olsun!

Editör: Haber Merkezi