Aslında bu yazıyı çok kısa tutacaktım. Ancak dünü konuşmadan, bugünü konuşmanın yeterli olmayacağını düşündüm. Dünkü yazımda Türkiye Siyasetinin kısa bir özgeçmişini yazıp, yeni partilere nasıl zemin hazırlandığını anlattım. Yazımın bu bölümünde ise Yeni Partilerin eski kafalarından bahsedeceğim.
Şimdi düşünmenizi istiyorum. Bir baba hastalanmış, baba hasta ama halen ayakta. Üstelik sadece hayatını idame ettirmekle kalmıyor, işini gücünü de yapıyor. Sadece hastalık vücudunu yormuş ve aksamalar yaşıyor. Ancak baba hastalığını bir türlü kabul etmiyor ve sağlığının çok iyi olduğunu iddia ediyor. Hastalığı kabul etmediğinden dolayı da tedavi olmuyor. Bu babanın 2 çocuğu, 50 bin liralık malı, 50 bin lira nakit parası, 100 bin liralıkta borcu var. Daha baba ölmeden, hatta ayakta iken çocuklar, babayı tedaviye zorlamak yerine miras kavgasına başlıyorlar. Biri diyor ki borç benim değil babamın ama malı benim sayemde aldı, ben malı alır çekilirim. Öteki diyor ki borcu ben yapmadım, parayı da benim sayemde kazandı, ben parayı alır kenara çekilirim.
Gelin suçluları arayalım! Tedavi olmayan baba bence suçludur. Babasının tedavi olması için zorlamayan, çabalamayan, miras kavgasına tutuşup borcu kabul etmeyen, malı yada parayı kurtarmaya çalışan evlatlar daha çok suçludur. Aslında yapılması gereken ne? Babayı tedavi ettirmek!
Şimdi bu verdiğim bence de absürt olan örnekte baba karakteri Sayın Cumhurbaşkanımız olsun. Hastalığı ise Ak Partinin yanlış politikaları olsun. Kendisinin kazandığını iddia ederek 50 Bin Lira parayı alıp borcu kabul etmeyen Ali Babacan, 50 bin lira değerinde ki malı kendisinin kazandırdığını iddia edip üstüne konmaya çalışan ama borcu kabul etmeyen de Ahmet Davutoğlu olsun.
Ak Partinin politikalarında bazı sorunlar olmadığını söylemek akıl karı iş değil. Ak partinin birçok politikası ülkeye büyük zararlar veriyor. Bu politikalar yüzünden Sayın Cumhurbaşkanımız ve Ak Parti ciddi şekilde oy kaybediyor. Oylar erirken eski Genel Başkan Ahmet Davutoğlu ve eski Bakan Ali Babacan´ın ekipleri ile birlikte Ak Partide kalıp, üst perdeden mücadele ederek, Ak Partiyi yanlış politikalarından dönmeye zorlamaları gerekiyordu. Onlar ne yaptılar? Oyları azalan Ak Partinin siyaset sahnesinden silindiği düşüncesine kapıldılar. Siyasi ikbal kavgasına kapılıp mirastan pay almak için kıyasıya bir mücadele içerisine girdiler. Yanlışın tamamını Sayın Erdoğan´a mal edip, doğru politikalarında mimarı olarak kendilerini gösterdiler.
Partiyi ilk kuran isim olan Ahmet Davutoğlu´ndan başlamak istiyorum. Ahmet Davutoğlu Başbakan Danışmanlığı, Dış İşleri Bakanlığı, Ak Parti Genel Başkanlığı ve Başbakanlık yaptı. Bugün eleştirdiği Ak Partinin günahı ile sevabı ile tüm politikalarının kimi zaman merkezinde, kimi zamanda tam olarak başında duruyordu. Bu politikalar şimdi eleştirdiği politikaların ta kendisiydi. Dış İlişkileri, İç İşleri, Ekonomi, Adalet, Bağımsızlık, Özgürlük gibi onlarca politikayı en üst ve sert perdeden eleştirirken, bütün bu politikaların Başbakan olduğu dönemde başında olduğunu hiç konuşmuyor.
Ali Babacan´da aynı şekilde davranıyor. Sanki Ak Partinin seçmenle arasını açan ve 7 Haziran´da ki oy düşüşüne sebep olan Çözüm Sürecinin mimarı, Ergenekon tutuklamaları yapılırken, ülkenin en değerli siyasetçisi Muhsin Yazıcıoğlu Şehit edilirken, Kozmik odalara girilirken İç İşleri Bakanı olan Beşir Atalay yanında değilmiş gibi davranıyor. Sanki yıllarca Milli Eğitim Bakanlığı yapmış, sürekli sistem değişiklikleri yaparak öğrencilerin kafasını allak bullak etmiş ve Ak Partiye en büyük eleştiri sebebi olan Milli Eğitim Politikalarının başında yer alan Hüseyin Çelik yanında değilmiş gibi konuşuyor. Görevden almalarıyla, atamalarıyla Hâkim Savcıları siyasi bir zemine çeken, FETÖ´nün HSYK´yı eline geçirmesine karşı hamle yapmayan veya yapamayan eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin yanında değilmiş gibi. Sanki Cumhurbaşkanlığı yaptığı süre boyunca meclisten gelen bütün evrakları kabul eden ve bir tek şeyi bile reddetmeyen Abdullah Gül abisi arkasında değilmiş gibi. Ekonomi bakanı olmamasına karşın Türkiye´de ekonomik sorunlar başlarken ve artarak devam ederken kendisi kabinede Dış İşleri Bakanı sonrasında Başbakan Yardımcısı değilmiş gibi atıp tutuyor.
Ya bizim milletin alnında keriz mi yazıyor? Ak partinin ne sevabı varsa ortaksınız. Öyle 2002´den 2011´e kadar devam eden ekonomik büyümeyi ben yaptım deyip, 2011 sonrasını reddedemezsiniz. Öyle eğitim politikalarını yerle bir edip, eğitim politikalarını şöyle büyük, böyle bilgili, şu kadar uzman bir ekip hazırlıyor diye konuşamazsınız. Çözüm süreci, hendekler, suikastlar döneminde iç işlerini yöneten kişiyi yanına alıp İç İşlerini hiç eleştiremezsiniz. Adalet kavramının en büyük yara aldığı dönemin bakanını ekibine alıp adalet yok diye bağıramazsın. Suçlusunuz, Erdoğan ne kadar suçluysa en az o kadar suçlusunuz! Başarılısınız, Erdoğan ne kadar başarılı ise o kadar başarılısınız. Hatta bana kalırsa Ak Partiyi bu hale getiren sizsiniz ve Ak Parti sizin pisliklerinizi temizlemekle uğraşıyor.
Ha şimdi çıkıp diyorlar, defaatle uyardık! Hadi oradan… Neyi uyardınız, kimi uyardınız, ne dediniz? Velev ki uyardınız, uyarılarınızı anlamayınca çıkıp basının karşısına ey halkım biz Ak Partinin kurucularıyız. Ak Partinin kuruluş felsefesi şunlardır, sayın genel başkan bu felsefeleri terk ediyor deseydiniz ya! Veya ey halkım biz Ak Partinin beyin takımıyız, her birimiz ayrı ayrı dönemlerde, ayrı ayrı makamlarda bakanlık yaptık. Ülkemizin yararına olan politikalar şunlar olması gerekirken ve bu fikrimizi Sayın Erdoğan´a iletmiş bulunuyoruz. Ancak kendisi bu politikaların zıttını yapıyor ve ülkeyi uçuruma sürüklüyor deseydiniz ya! Göze alamadınız demi? Ak Parti ve Erdoğan halen çok güçlüydü ve seçimlerden büyük zaferlerle çıkıyordu. Bugün sizi makamdan almış olabilir ama ilerde başka makamlara getirebilirdi demi? Niye şimdi çıktınız? Ak Parti oy kaybediyor, millette yeni bir arayış mı var? Yoksa ittifak kanunundan dolayı ve %50+1 yeter oyundan dolayı %1´lik oyla dahi kendinize yeni makam koltukları bulabileceğinize mi inanıyorsunuz?
Atatürk´ün en sevdiğim sözlerinden birisidir “Türk Milleti Zekidir!”
O kadar güzel ve doğru bir söz ki, Türk Milleti sizin babanız ölmeden miras kavganızı görecek kadar akıllıdır. O kadar zekidir ki, babanızdan miras kalan borcunda, paranın da sizin payınız olduğunu çok iyi bilir. Yani daha sokak ağzı ile konuşacak olursak “Yemezler Canım!”
Gelelim Ak Parti´ye. Şu halkımız tarafından eleştirilen bir türlü kabul edilmeyen şeylerden vazgeçmenin zamanı gelmedi mi? 2002´den sonra hızla başlayan Reformlara benzer şekilde yeni Reformlara ihtiyaç yok mu? Üretimin daha fazla desteklenmesi ve ekonomik çıkışın üretimden geçtiği gerçeğini anlamanın tamda zamanı değil mi? Sen-Ben, Ocu-Bucu, bizdense muktedir değilse haindir gibi söylemleri bir kenara bırakıp, kutuplaştırmaya bir son verilmesi gerekmiyor mu? Kısıtlanan özgürlüklerin (basın, eleştiri, eylem vs) artık açılması gerekmiyor mu? Kavga dilini bir kenara bırakıp, çoğulcu bir anlayışa geçilmesi gerekmiyor mu? Tarım Politikalarını cidden yeterli mi buluyorsunuz? Teşvik ve hibelerin doğru kullanıldığından emin misiniz? 21. Yüzyıldayız, Cumhuriyetin 100. Yılına merdiven dayadık hala Anadolu´da nadasa bırakılan tarım arazisi olduğunun farkında mısınız? Sizce de büyük bir tarım reformu ile sulanmayan tarım arazisinin kalmadığı bir döneme geçmemiz gerekmiyor mu? Yapılan hastaneler çok ferah ve refah, özel hastanelerde gayet güzel ama Devlet Hastanelerinde ki doktor eksikliklerinin ve hizmet azlığının farkında mısınız? Hastanelerde sırayı randevu sistemi ile bitirmek güzel de Kırıkkale´de MR testine girmek için onlarca gün beklendiğini biliyor musunuz? Beni, tüm Ak Partileri ve Büyük Türk milletini rahatsız eden ve düzeltilmesini bekleyen bu örnekler gibi yüzlerce örnek sayarım. Sanırım Ak Parti adına yakışır bir şekilde halkında sevdiği gibi yeniden Adalet ve yeniden Kalkınma sürecine girmeli diye düşünüyorum.
Son olarak şu yeni parti kuran kişilere özellikle Ak Partililer, o fetöcü, bu hain, şu İngiliz ajanı, öteki mason, beriki Amerikan localarının adamı gibi söylemlere sakın girmeyin. Sakın diyorum çünkü o adamlara hayatlarında göremeyecekleri makamları Ak Parti verdi. Madem öyleydi de sen niye Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başbakan Yardımcısı, Dış İşleri Bakanı, Ekonomi Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Adalet Bakanı, Parti Sözcüsü, Hükümet Sözcüsü, Genel Başkan Yardımcısı, Milletvekili yaptın derler adama apışır kalırsın!
Yazı dizisi burada son buldu, umarım keyifle(!) okumuşsunuzdur.