İTİN YEMEDİĞİ!..

Sokak röportajları esnasın da “çıkar bakıyım telefonunu” diyen andavallıya  Kırıkkaleli gencin biri;

Al eline bak az biraz zekan var da kullanmayı bilirsen dayı, dedi ve cebinden çıkardığı android telefonunu uzattı!..

“Bizimkisi senin gibi oğlan kız yada evden hanım arayacak da bir sipariş verecek telefonundan değil. Elimde ki telefonun ederi bin beş yüz bilemedin iki bin lira. İki yüz liralık telefon alsam, ki, bana sipariş verecek kimse yok, arada ki farkla bir ay bile geçinemem. Kaldı ki, ben bununla ders çalışıyorum, dünyadan haberleri izliyor, dünya insanla iletişime geçiyor, dünyaya entegre oluyorum. Sözlük olarak kullanıyorum, kütüphane olarak kullanıyorum, nevigasyon diyeceğim ama sen anlamayacaksın, adres buluyorum bununla adres  ve üstüne saat olarak kullanıyorum. Be benim güzel amcam bin beş yüz- iki bin liralık telefon için “çıkar bakıyım telefonunu” diyeceğine bu çocuklar Avrupa da beş yüz lira olan, Asya da itin önüne atsan itin yemediği  şey,  neden bizim ülkemizde bu kadar pahalı, erişimi bu kadar sorunlu diye sorgulasana!? Bellemişsiniz çıkar bakalım telefonu!.. Yahu iki bin liralık telefon almazsak ömür boyu karnımız mı doyacak sanki arta kalanla da bellemişsiniz iki de bir “çıkar bakıyım telefonunu” diyorsunuz..! iftihar edin işte; yeni nesil sizin kadar akıl yoksunu değil en azından!”

Bir başkası;

Şükür Allaha geçimimiz yerin de, hastanede de kuyruk beklemiyoruz en azından,  bir hükümetten başka ne isteyelim..! dedi,

Ve

Gencin biri sordu;

-amca sen nerden emeklisin?

- Makine Kimyadan!..

-hah işte, sen MKE´den emekli olurken aldığın para ile bir ev bir araba alabiliyordun. Eminim şu an da aldığın emekli maaşın eski hesaplamayla olduğu için en az beş bin lira. Oğlanın işi var, kız da gelin oldu, bir kör oğlu bir ayvaz size yetebiliyor ama biz henüz hayatın başındayız. Okuyacağız,  İşe girip evleneceğiz. Çocuklarımız olacak, onları okutup yetiştireceğiz. Bu ara da bu gün emekli olsak alacağımız para bin altı yüz, bilemedin iki bin lira. Hastanede kuyruk yok diyorsun, yalan söylüyorsun. Şimdi hastaneden geliyorum randevu günümü tam kırk gün evde bekledikten sonra Suriyelilerin ve torpillilerin ardından, beş saatte muayene olabildim!..

Ne diyordu Sedat Peker:

Kırk yaş üstüne hiçbir sözüm yok. Benim muhatabım, kırk yaş altı ve gençlerimiz.

Sokak röportajlarını seyredip dinledikten sonra,

Benim de diyecek sözüm yok kırk yaş üstüne!!!