HELALLEŞME!..

Türk dil kurumuna göre helalleşme,

“alışverişte veya ayrılık esnasın da tarafların birbirini bağışlaması” olarak tarif ediliyor.

Ayrılık olmadığına göre Kemal Kılıçtaroğlu´nun helallikten kastı,

Muhakkak alışveriştir ki,

Memleketin içinde ki durumun olması gerekeni de bu zaten.

Türkmenler kendilerine karşı Osmanlı zamanının sonradan olma Müslümanlarının,

Enderun da yetişen iç oğlanlarının,

Devşirmelerinin,

Daha nice nicelerinin yaptığı,

Sürgün,

Tecavüz,

İşkence,

Cinayet,

Katliam,

Kısaca her türlü zulüm tarih kitaplarının sayfaların da mürekkebi kurumamışken ve üstelik helalleşmeden Türkiye Cumhuriyeti devletinin asli, kurucu unsuru oldular.

Zulüm bitmedi tabi!..

Maraş´ta gösterdi kendini cumhuriyet döneminde.

Yüzlerce Türkmen alevinin evleri basıldı.

Çocuklar katledildi,

Yakıldı,

Öldürüldü.

Sivas takip etti onu…

Çorum da yaşanan gerçekten insanlığın yüz karası,

Hiçbir dinin,

Ve

O dinlerin hiçbir mezhebinin kabul etmeyeceği cinstendi.

Tedavi edilsin diye götürülen insanlar Çorum devlet hastanesinde katledildiler.

Ve

Yine Sivas!..

Ülkenin birliğine, dirliğine, kardeşliğine ve barışına kast etmiş bir avuç güruhun peşine taktığı kalabalığın verdiği cesaretle otuz sekiz cana kıyıldı.

Ve diyor ki artık mealen Kılıçdaroğlu;

Bu coğrafyada yaşamaya mecbur olduğumuza göre,

Alışverişimiz,

Kardeşliğimiz,

Birliğimiz,

Dirliğimiz,

Barışımız tıpkı cumhuriyetin ilk yılların da olduğu gibi olsun…

Ölen biz,

Ezilen biz.

Yakılan biz,

Sürülen biz…

Ve buna rağmen barışı arayan yine biz, gelin yeniden kardeşliği tesis edip, vatandaşımızın yaşam kalitesini yükseltip, ülkeyi çağdaş muasır medeniyetler seviyesine getirelim…

Yanlış neresin de bu çağrının?

Ve

Kim karşı çıkıyor bu çağrıya?

Kandan beslenen, kavgadan büyüyen,  kinden nemalanan bir avuç güruh…

Bazılarına solcu diyorlar, bazılarına sağcı bazılarına da dinci!..

Netice de hepsi bir avuç güruh!..