FARUK IŞIKTEN!..

Davet üzerine gittiğim bir balıkçı lokantasın da muhabbete dalmışken İstanbul´un Sarıyerin de, davetçilerin arkadaşı icabet etti sohbetin en koyu yerin de.

Hoş beş,

Altı boştan sonra Kırıkkaleli olduğumu öğrenen icabetçi,

“sana birini soracağım tanır mısın bilmem” dedi.

“Kırıkkale kocca vileyet,

Temsil kabiliyeti varsa,

Cemiyettense,

Sosyalse,

Çarşı Pazar bilir, düğün dernek gider,

Hal hatır güderse sadece Kırıkkaleli değil, üstelik doğma büyüme zafer caddeliyim bilirim..!

Hırsızsa,

Yolsuz,

Arsızsa,

Adı sanı orada burada,

Vara yoğa konuşulup anılıyorsa gazeteciyim, yine bilirim.

 Yok,

Akmaz kokmaz,

Sıvanıp bulaşmaz,

Oğlanı everip kızı çıkarmış,

Ambarda harası, duvarda eleği delik,

Yaşı kemal, başı kıbleye dönmüşse azcık zorlansam da yine bilirim” dedim

Sordu,

Bir zamanlar  “oda başkanı” olarak hem cemiyete,

Hem meslektaşlarına,

Hem insanımıza,

Hem de bizleri tanımak isteyen yurttaşlara yaptığı katkılarla birlikte yedi ceddini anlattım şu an küçük bir sayfiye kasabasında hayatına devam etmekte olan değerli esnaf büyüğümüzün.

Demem o ki;

İyi anılmak,

Faydalı olup katkı sağlamak istiyorsa insana,

İnsanlığa-memlekete;

Önce  kendisini, yaşadığı yeri, toplumu, toplumun sorununu,

Kanunu-nizamı,

Adaleti, örf ve adetini tanımalı kişi.

Sonra yeteneğini,

Daha sonra da yeterliliğini çok çok iyi tanıyıp tartabilmesi lazım ardından hoşça sohbete konu olup muhabbet ettirebilmesi, ölmüşse rahmetle anılabilmesi için..

Malum;

Nerdeyse bir buçuk aydır oda seçimleri yapılmakta tüm Türkiye ile birlikte şehrimizde.

Kimseyi yermek,

Kimseyi de övmek değil niyetim ancak, esnaf kökenli olmam hasebi ile sorunlarını bildiğim için şimdi perişanları oynayıp hali iç güveyisinden daha beter olan esnafımızın durumunu gördükçe onlar adına üzülmeden edemiyorum.

Üzülüyorum çünkü,

Seçtikleri adayların bir çoğu kendi odasın da daha önce var olan sorunların hiç birisine çare üretemeyen, odanın ve odadan aldığı gücün farkında olmayan insanlar.

Çoğu,

Nereye başkan olduğunun,

Başkan olduğu yerin sorunlarının,

Kanunun-nizamın,

Kendisine oy veren üyenin dışındaki üyenin varlığının farkında bile değil daha.

Ki,

Çözümü noktasında üyelerine derman olabilsinler.

Kabiliyet, sosyal ilişki, yetenek, proje ve yetkinliği olmalı başkan adayının.

Anlamalı üyelerin derdini, sorununu,

Anlatmalı kendini, çözümü noktasında ki projesini…

Bu güne kadar böyle bir şey oldu mu?

Bu güne kadar olmadı, ahbap çavuş ilişkisi, bölgecilik, lobicilik, adamcılık falan filanla,  alan aldı satan sattı,

Lakin

Bu gün ve ilk defa bir adam çıktı radyolarda, gazetelerde, internet sayfalarında, üyelerin dükkanlarında, hem oy kullanacaklara, hem çalışanlara, hem tüm Kırıkkaleye, kendini,  odasını,  odanın sorunlarını, sorunların çözümü noktasında kanunun yaptırımı, odanın gücü ve yönetimin desteği ile yapabileceklerini anlatıp duruyor.

 Bu güne değin ilk defa,

Kısaca “lokantacılar odası” dediğimiz lokantacılar, kebapçılar, köfteciler, tatlıcılar ve pideciler odasının adaylarından biri olan ve mesleğe çıraklıktan başlayıp kendi işletmesini kuran ve hala işini severek yapmaya devam eden Faruk Işıkten…

Lokanta sahibiydim 2000-2002 yılları arasın da, bilirim mesleğin meşakkatini.

Hiç almaz,

Hep verir...

Para basıyormuşçasına sanki,

İhtiyaç sahibi onu bulur, dilencinin ilk uğradığı kapıdır, artanı-sırtanı ile kedi köpek doyurur ama kimseye yaranamaz.

Sahipsizdir çünkü bu sektörün emekçisi,

Çaresiz,

Kimsesizdir devlet katına sesini duyurmakta bile.

O nedenle ilk defa bir insan çıktı,

Sektörün sıkıntısını ve çözümünü avaz avaz, bangır bangır anlata anlata geziyor.

Bakacağız;

Sektör emekçisi yine lobicilerin, hemşehricilerin, adamcıların mahalle ve Köycülerin faaliyetlerine yenik düşüp aynı tas aynı hamam çalışmaya devam mı edecek, yoksa mesleğine ve kendisine hem bu gün, hem gelecekte saygı duyulmasını sağlayacak projelerle meydana çıkanın ardında durup işine sahip mi çıkacak.?

Ayın on dokuzun da yapılacak seçimle yaşayıp göreceğiz.