Milletvekili yapmasaydık babasını,
Keskinin dışını görmesi mümkün değildi hanımefendinin.
Ankara’da büyüdü,
Ankara’da okudu,
Ankara’da evlendi,
Tırnağının yer tuttuğu ilk gün babasını vekil, kendini vekil kızı yapıp Ankara’da yaşamasına vesile olanlara, yani biz solculara sövdü ilk.
İl başkanı yaptık kendini tamda SHP-DYP ortaklığı ile hükümetin kurulduğu şatafatlı günlerde…
Yedi,
İçti,
Sıçtı,
Hatta
Belgeli melgeli Adnan şarküteriden o zamanın ederi ile iki milyarlık salam sucuk parası ödetti işi olan partili partisizlere, yakalandığında zıplayıp yeni kurulan hükümetin büyük ortağı Fazilet partisine kondu.
Oraya vardığı ilk günden, oradan kovulduğu son güne kadar bunlar “İSKİCİ” diye sövdüğü ilk insan Nurettin Sözen’di, Sözen seçildiğinde ilk ziyarete giden de o olmuştu.
Belediye başkanı yaptık bir başkasını köyden bozma bir kasabaya.
Çaldı,
Çırptı,
O da yedi yedi içti,
Camızın göle sıçtığı gibi şappadanak sıçtı,
Yakalandı!..
Ceza aldı yattı, çıktıktan sonra Anavatan partisine geçti.
Bir cenazede denk geldim solcular hırsız olur derken,
Erdemden,
Onurdan,
Haysiyet-ahlak-ar-namus, iffet ve faziletten bahsederken…
Örnek çok geçmişte!..
Hani, merhum Süleyman Demirel’e atfedilen bir hikaye var ya;
Karşı partiden kendi partisine transfer olan biri için “efendim o adam devamlı size söver kemçirir, havlardı neden onu partinize aldınız” diyenlere, “haklısınız, şimdi bizim kapıya bağladım, eski arkadaşlarına kemçirip havlıyor!”
O misal;
Bizimle işini bitiren,
Yada
Karşı tarafla yeni işe başlayan,
Menfaat uman,
Yer arayan,
Koltuk bekleyen,
Yada
Başka başka hayaller kuran kim varsa dün sövdükleri ile kol kola girip, bu gün onların yanından bize sövmeye-Çemkirmeye başlıyorlar, hem de en üst perdeden.
Tıpkı,
Kendinden önceki ahlak ve adamlık yoksunu abileri gibi.
Kimini bıyığından,
Kimini gıdışından,
Kimini tonajından sevdiğim tosuncuklara demem o ki;
Ders alınsaydı tarihten,
Tekerrür edip durmazdı aynı olaylar, Eşşeğin bile aynı çamura iki kere batmadığı gibi.
Anladık,
Menfaatiniz var,
Para kazanıyor yada iş yapıyorsunuz…
Ulan ( Aziz Nesin’e göre ulan kelimesi, oğlan kelimesinin kısaltılmışı!) andavallılar;
Sizden öncekilerde aynı nedenle şu an sizin geçtiğiniz yollardan geçti,
Vardığı yerdeki de abdal değil elbet, son kulanım tarihi gelenin, miyadı dolanın, işini bitirdiğinin üstüne çekti sifonu…
Sizi anlıyoruz,
Tecrübeliyiz öncekilerden dolayı,
Ders aldık, biliyoruz…
Kiminiz işe girdiniz, kiminiz üç kuruşluk ihale aldınız, kiminiz de desinlere gittiniz…
Güle güle gidin,
Lakin oradan bize sizde olmayan özelliklerin dersini vermeye çalışır, üstüne bir de havlayıp çemkirirseniz, yakın gelecekte sizden olduğunu sandıklarınızın üstünüze çekilecek sifonun mekanizmasını bozduğunu, bokun içinde kaldığınızda anlayabilirsiniz ancak;
Benden demesi!..
NOT;
Özlem Özcan yazdıysa doğrudur!.. Kendi karısını belediyeye geçici işçi atayan müdür yada amir her kimse sıfatı adı, ihalelerde dürüst olması mümkün mü, ona başkanlık edenin beyt-ül mala hakkaniyetle sahip çıkması ihtimal dahilinde mi, Soruyorum!..