SAHİL ÇOCUĞUYUM!..

AHMET YEŞİL YAZDI

Abone Ol

Öldülerse cennet mekan,

Yaşıyorlarsa mutlu sıhhatli ömürleri olsun üst devrelerim Samsunlu Hasan

 Ve

 Kayserili Rüstem´in.

 Hasan;

Samsunun denize yakın beldelerinden birinin saf ve yiğit delikanlısı…

 Balıkesir´de askerliğe gelinceye kadar birkaç kez İstanbul yolculuğu yapmış akrabalarını gezme amaçlı, o zaman tek yol olduğu için mecburen Kırıkkaleden geçmiş ve tanıyor az çok toprağımızı.

Kayserilinin safımı olur demeyin,

Tertibi Rüstem,

Kayserinin Sarız´a bağlı bir köyün de çobanlık yapmış ve hiç çıkmamış dışarı o köyden askere gelinceye kadar ama, ilk okul bilgisinden Kayseri ile Kırıkkale´nin aynı coğrafyada olduğunu biliyor, o nedenle de bana sürekli hemşerim diye hitap ediyor!..

Hasanın muhabbeti hep deniz, balık ve balık avcılığı üzerine olurdu.

Bir gün,

“lan ne anlatıp duruyorsun bunları bana ben de sahil çocuğuyum anlatacaksan aha şu davar çobanı, dağ adamına anlat” dedim Rüstemi gösterdim.

-deniz Kırıkkale´de nerde oğlum?

-sen Samsundan buraya gelirken Kırıkkaleden geçtin mi?

- evet!..

-tam o esnada pencereden dışarı baktın mı?

-baktım! (bakmadım dese lafın ağırı gelecek, biliyor!)

-ulan körmüsün baktında tıpkı İstanbulda ki gibi denizin üstünden geçip az sonra karşı kıyıdaki Ankara´ya gelmedin mi?! (tabi Rüstem de,  bende aynı yoldan geçtim diye tasdikliyor!)

-la bi köprüden geçtik ama ben oranın deniz olduğunu bilmiyordum ki!

-hah aklında bulunsun bir daha,  orası Kırıkkale denizi, kara deniz gibi olmasa da iç deniz ve bende sahil çocuğuyum yani!..

O saatten sonra tıpkı Rüstem gibi Hasan da bana “hemşerim” diye hitap derken,

Denizle-balıkla ilgili muvzu edecekse şayet, “sende sahil çocuğusun bilirsin ya” demeye başladı.

Etme bulma dünyası derler!..

Biz Hasan´la çok dalga geçtik,

Şimdide ettiğimizi çekiyoruz!..

Adam kırk, bilemedin kırk beş yaşında,

bu gün yaşanan pahalılığı,

Asgari ücreti,

Doların artmasını, emeklilikte yaşa takılanı, yolsuzluğu, yoksulluğu, sekiz on yerden maaş bağlanmasını bırakmış bir kişiye,

 Bana tüp kuyruğunu anlatıyor.

Yağ bulamadığından söz edip,

Bir teneke mazot için sabahladığından dem vuruyor benzinliklerde….

Ve

Ciddi ciddi “sen bilmezsin o günleri abi, ne yokluk, ne yoksulluk, ne cefalar çektik, gitsin de gelmesin o günler” diye diye!..

Ve

 Gözümün içine baka baka, kendi gibi bir tasdikçiside yanında olduğu halde…

Ne deyim!..

Çok günahına girdik Hasanın,

Çok eğlendik,

Çok güldük,

Çok dalga geçtik…

Aga neyse de,

Şimdi de millet bizimle dalga geçip eğleniii!..

Hak ettik!..