REHABİLİTE!

REHABİLİTE!

Abone Ol

Türk Metal sendikasının bombaladığı gece saklambaç oynuyorduk mahallenin ele avuca sığmaz bebeleri olarak.
Ben ve Cengiz,
Sendika binası ile özel idarenin arasında kalan sendikaya ait garajın arkasına saklanmıştık. Kırmızı bir Murat 124 geldi, yolcu koltuğunda oturan amca elinde olan şeyi garaja doğru fırlatırken bizi fark etti,
 Ama 
 Elindekini de atmış bulundu.
 Ardından, kaçın diye bağırması ile kaçtık,
Ve
Boom!..
Rahmetli Mustafa amca (Mustafa Özbek)
Sendika yöneticileri,
Polisler-bekçiler, işçiler, mahalleliler  ve herkes oradaydı.
Görgü tanığı olarak bizi aldılar içeri…
Gözünün içine bakan bu kadar  adam olur da altı yaşında olan iki çocuk heyecanlanmaz mı!
Heyecanlandık tabi!..
Bir adım önde olan ben,
Ağzımı açamıyorum korkudan,
Şıırrrakk sesini duymadım ama yanağım fena yanmıştı bir an.
Anlaşıldı ki,
Dilimin tutulduğunu gören bekçi, bildiği, eğitimini alıp her gün değişik insanların üzerin de  uygulamasını yaptığı rehabilite sistemini dilimi açmak adına benim yanağımda da uygulamıştı.
Altı yaşındaydım,
Ve ilk defa devletin vatandaşını rahatlattığı  sistemle tanışmıştım.
Gençlik başta duman ya;
Orta okuldayken karıştım toplu kavgaya…
Muhataplarımızla birlikte götürüldüğümüz karakolda, yine rehabilite olmuş,  Adana pamuğu gibi yumuşacık etmişti devletin bükülmez eli her birimizi oracıkta..
Siyasete karıştık sonra,
Baba parasından kurtarmadan kendimizi,
Ülkeyi kurtarmaya kalktık üç yıl süren lise tahsilim boyunca.
Mübalağa değil,
Kaybolan aklımızı bulup başımıza getirmek adına nerdeyse her ay başı meydandaki karakola götürülüyorduk!..
Askerde şerefsizin biri intihara kalkıştı ve ben görgü tanığıyım!..
Terhisten dört yıl sonra mahkeme tekrar tanıklığımı istemiş,
İlk iki tebligata cevaz vermemişim.
Üçüncü tebligata da geç kalınca,
Bekçi rehabilite etmek adına ittire-kaktıra götürdü merkeze.
Altı polis ve üç bekçi dinlenerek ve zaman zaman değişerek pamuk gibi ettiler beni, hepimiz rahatladık 1998’in sekizinci ayının, biri, gece saat bire kadar.
Yarım ayın ortalığı aydınlattığı o gece, kalabalık gurubun hareketi ile havalanıp adeta bir sis bulutuna donen toz-toprağın içerisinde, daha sonra fetoculuktan meslekten ihraç edilen yeni yetme bir komiserin sırf egosundan kaynaklı emri ile altı arkadaş, altı ay sürecek pipetle beslenim günlerimizin başlangıcını yaşadık.
Yaş,
Yolun üçüncü yarısını geçti şimdi…
Altı yaşında tanıştığım devletin eli,
Yakaladığı her fırsatta tekrar tekrar rehabilite etti beni…
Kendisini unutmama asla fırsat vermedi.
Köprünün altından çok sular aktı tabi!..
Zaman geçti,
Devlet değişti,
Devletin eli değişti,
Bu ara da analar da çok oğlan doğurdu.
O oğlanlar büyüdü,  şimdi karakola girip devletin burnunu kıra kıra devleti rehabilite ediyor!..
Tıpkı kayseri Tomarza da olduğu gibi!..
Ne diyelim!..