HERBOKOLOG!..

HERBOKOLOG!..

Abone Ol

Daha önce Irak´ın işgalinde,

Suriye´nin işgalinde,

Libya ve Filistin´nin işgalinde her gün her saat,

Haberlerde,

Haber sonrası programlarda boy gösteren herbokologlar,

Bu kez de Rusya ve Ukrayna savaşında çıktı piyasaya.

Patlıcan otuz lira.

Biber yirmi beş,

Domates anasının nikahı!..

Akar yakıtın fiyatı günlük,

Elektriğin ise saatlik…

Sabah ayrı fiyat,

Akşam ayrı,

Gece ise bambaşka…

Ahmet de ödeyecek bunu,

Mehmet de ödeyecek,

Emekli,

Emeksiz,

Memur-işçi köylü,

Ve

Esnaf katmerleyerek ödeyecek.

Savaş çıkalı henüz beş gün oldu,

Halbuki cebimize direk sorti yapan astronomik zamların başlangıç tarihi yılbaşı gecesi,

Yani,

İki aydır durum böyle.

Bir tanesi de demiyor ki:

“Yahu insanımız aç, insanımız işsiz, insanımız eğitimsiz ve insanımız sağlıksız ve üretmiyor, üretemiyor, üretmesine ön ayak olunmuyor” nereye kadar gider, nerde durur, sonu var mıdır yok mudur bu gidişin demiyor…

Daha önce kabre girerken İmamoğlu ellerini arkasından bağlayamaz konusu işlendi günlerce,

Sonra herkes terörist,

Herkes bölücü oldu.

Yine İmamoğlunun balık yediğine takıldık kar eriyip güneşli günlerin geldiğinde bile,

İmdada yetişti Ukrayna Rus savaşı…

Savaşın nemenem olduğunu,

Nelere rağmen olduğunu,

Taktiğini,

maliyetini

Bedelini,

Ödenecek faturasını bizden daha iyi bilecek bir millet ve ülke olamaz.

Henüz çıkaramadık komşumuz Suriyeli ve komşu olmayan Afganlıları içimizden.

Televizyondaki herbokologlar konuşmasa da bu gerçekle zamları,

Hayat pahalılığını,

Adaletsizliği,

Hırsız ve arsızlığı “telin” için miting yapıyor Cumhuriyet meydanında bir avuç insan.

 Ve

 Bu işten en çok etkilenenlerde seyrediyor kıyıdan köşeden suya sabuna dokunmadan.

Tavsiyem:

Akıllı akıllı herkesin evine gitmesi,

İmamoğlu yada Mansur veya Kılıçdaoğlu´nun yetmezse Akşener´in bir dahaki balık yeme iştahına kadar Herbokologların savaş taktik ve strajesine kulak vermeleri şeklindedir.

Her seferinde dayağı yiyen o azınlık,

Koparılan haklardan en çok faydalanan kenardan seyredenler olduğu gerçeği ile,

Dedemi de anarak derim ki;

Cenazenin sağında da solunda da önü yada arkasında da gitsen sevapsa aynı sevap, günahsa yine aynı günah olur…

Yeter ki tabutun içinde ki sen olma!..