Emekli halinden memnun!..
Güne,
Mozart eşliğinde uyanmıyorsa da,
Uyandığına şükrederek, AKP’li yeni güne açıyor gözlerini.
En başta hela ihtiyacı var tabii!..
Sonra varsa hanımı,
Hazırladığı kahvaltı…
Kahvaltı dedikse moda isimle Türkiyenin hiçbir köyünde görülmemiş çeşitlilikte ve asla bir köylünün hepsini bir arada görmediği “köy kahvaltısı” değil tabi…
Üç harfli marketlerden alınmış en ucuz zeytin baş köşede,
Peynir yanı başın da!..
Domates-biber-hıyar şimdilik uzaklaştı sofradan ancak,
Gezen değilse de oturan tavuğun yumurtası!..
Ki,
Bu lüks olanı…
Ay sonuna denk gelmişse uyanış,
Kuvvetle muhtemel mercimek çorbasıdır kahvaltının serpmesi,
Yada
Yenilip dibi sıyrılmamış tencerenin akşamdan kalan bulgurunun-pirincinin sabah çorbaya çevrilmişi…
Emekli mutlu!..
Memnun,
Huzurlu..!
En düşüğünden maaşı 2500 iken fevkalade güzel geçiniyordu,
3500 oldu şimdi, uçmuyorsa da süzülüyor sanki havalarda.
Sabah uyanmış,
Tuvalete gitmiş,
Çorbasının veya kahvaltısının üstüne içmiş çayını,
İçmiş suyunu,
Tekrar girmiş helasına ne olur ne olmaz diye,
Gelmiş çarşıya konuşlanmış yoldan gelip geçeni seyredeceği en güzel yerine parkın, tek derdi gökyüzünden nereye ineceği endişesi ile yerli uçağın, memnuniyetini anlatıyor kendine uzatılan mikrofonun ucundaki adama…
Karnı tok,
Sırtı pek emeklinin…
Yediği önünde,
Yemediğine iştahı yok zaten…
Demem o ki;
Pek sevgili hükümetimiz sakın endişelenmesin,
Üzülmesin,
Üzülüp beş on maaşlı memurundan,
Kayyumundan,
Danışmanından falan olmasın,
Onların ekmeği-aşı,
Eşi-yoldaşı,
Yaşam standartı ile oynamasın şimdiye kadar çoktan ölmesi gerekli fuzuli para alan insanlar için..!
Onların ölmüşü de memnundu durumundan,
Lakin
İnatla yaşamaya devam edeni de çok memnun son yirmi yıldır…
Hele de,
En düşüğü 3500 tl oldu ki emekli maaşının,
Breh breh breh;
yerden kesildi toprağa temas eden ayaklar, uçuyor adeta koca koca gövdeler!..
Ve haliyle,
Baktı hepimiz havadayız,
Almanya bizi kıskanıyor elbet!..
Tıpkı,
Fransa’nın, İngiltere’nin, İsveç’in, Norveç’in ve Afrikanın Hutusu dahil tüm dünyanın kıskandığı gibi…
Kıskanmasın da ne yapsın Allah’ın fakirleri!?